top of page



Konfor Alanlarımızı Terk Etmeden Çocuklarımızın Geleceğini Koruyabilir miyiz? -- Yücel Tekin
Bugün Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde insanların önündeki temel siyasal soru artık yalnızca “hangi parti”, “hangi lider”, “hangi seçim” sorusu değildir. Asıl soru çok daha çıplak, çok daha sert ve çok daha varoluşsal bir noktada duruyor: Kendi konfor alanlarımızı terk etmeden çocuklarımızın geleceğini koruyabilir miyiz? Çünkü bugün yaşadığımız kriz yalnızca ekonomik bir kriz değil. Yalnızca bir hükümet krizi de değil. Aynı zamanda korkunun toplumsallaştırılması, insanla


Kapitalizmin Bunalımları ve Hegemonyanın Yeniden YapılanmasıTarihsel Bir Döngü: 1873, 1929 ve 2007-2008 -- Bülent Açıkgöz
Londra, 2009 — G20 Zirvesi protestoları sırasında çekilen bu fotoğraf, hegemonik meşruiyet krizinin sokaktaki yansımasını belgeler 1. Giriş: Organik Kriz, Rıza ve Hegemonik Yeniden Yapılanma Kapitalist üretim ilişkilerinin iç çelişkilerinden doğan köklü bunalımlar, salt ekonomik durgunlukla sınırlı kalmaz; egemen sınıfların iktidarını meşrulaştıran tüm ideolojik, siyasi ve kurumsal düzeni — yani hegemonik yapıyı — da sarsarlar. Gramsci bu tür kırılmaları "organik kriz" olarak


TOPLUMUN YOKLUĞUNDA DEMOKRASİ-- Mustafa Mehmet Kapıkıran
Aynı gün peş peşe yayımlanan röportajlar ve açıklamalar ilk bakışta CHP etrafında yaşanan krizle ilgili gibi görünüyor. Oysa dikkatle okunduğunda ortaya çok daha geniş bir tablo çıkıyor. Tartışılan yalnızca CHP'nin geleceği değildir. Devletin geleceği, sermâyenin beklentileri, demokrasinin anlamı, toplumsal barışın imkânları ve Türkiye'nin nasıl bir siyasal-toplumsal düzene doğru ilerlediği de aynı tartışmanın içindedir. Üstelik dikkat çekici olan sadece söylenenler değildir.


Ermenistan: Kırk satır mı kırk katır mı?--Gevorg Galtakyan-Aykan Sever
Ermenistan’da 7 Haziran’da gerçekleşecek olan seçimler yaklaştıkça ülkedeki siyasi atmosferde epeydir varolan gerilim de giderek artıyor. İşin bu hale gelmesinde Güney Kafkasya’nın mevcut paylaşım savaşının sahalarınından biri olması belirleyici bir rol oynuyor. Zira başta Rusya ve ABD olmak üzere çeşitli uluslararası güçler Ermenistan halklarının özgür iradesi yerine kendi güdümlerinde bir yönetim istiyorlar ve bunu saklamıyorlar da. Salı Günü ABD Dışişleri Bakanı Marco R


Dijital Kapitalizm, Yeni Faşizm ve Küresel Arzu Savaşları -- Yücel Tekin
Sanayi Kapitalizminden Dijital Kapitalizme: Tarihsel Kırılma Bugün dünyada yaşanan kriz yalnızca klasik anlamda ekonomik bir kriz değil. İçinden geçtiğimiz dönem, sanayi kapitalizminden dijital kapitalizme geçişin yarattığı büyük tarihsel kırılma momentlerinden biri. Nasıl ki sanayi devrimi yalnızca üretim biçimlerini değil, devletleri, kentleri, sınıf ilişkilerini, aile yapısını, savaş biçimlerini ve insan psikolojisini dönüştürdüyse; bugün dijital kapitalizm de benzer ölçek


GÜÇ dini, onursuzlaşlatırma ve öz savunma -- Aykan Sever
Geçenlerde Trump ve Erdoğan arasındaki cilveleşmelerden biri sosyal medyaya yansıdı. Trump sonradan silse de mesajında önce Erdoğan'a teşekkür ediyor sonrada Erdoğan'ın Trump için yaptığı övgüleri paylaşıyordu: "Başkan Trump, dünyanın yüzyıllardır beklediği liderdir. O sadece güçten söz etmiyor, gücün vücut bulmuş halidir." Bu sözler bana göre 3. Dünya Savaşı'nın GÜÇ'e tapınma çerçevesinde özetlenebilecek dininin/ideolojik çerçevesinin iyi bir formülasyonu. Peki Güç'e tapınma


TÜRKİYE’DE İNSANLAR ARTIK YOKSULLUKTAN ÇOK AŞAĞILANMAKTAN YORULDU --Hasan Alıcı
Türkiye’de artık mesele yalnız ekonomi değildir. Mesele, milyonlarca insanın kendi ülkesinde değersiz hissetmeye başlamasıdır. Evet… Market pahalı. Kira korkunç. Faturalar yakıyor. Ama toplumun asıl öfkesi yalnız bunlara değil. İnsanlar artık başka bir şey hissediyor: Kendilerini güçsüz hissediyorlar. Çalışıyorlar ama karşılığını alamıyorlar. Okuyorlar ama gelecek göremiyorlar. Vergi veriyorlar ama adalet bulamıyorlar. Konuşuyorlar ama seslerini duyuramıyorlar. İşte toplumlar


Ermenistan'da Seçim Kargaşası- Gevorg Galtakyan--Aykan Sever
Ermenistan'da 7 Haziran'da yapılacak seçimler ülkenin geleceğini tayinde önemli bir eşik olacak. İktidardaki Nikol Paşinyan ve yanlıları Ermenistan’ı Batı blokunda görmek istiyorlar muhalefet ise Rusya ile ittifakını sürdürme yanlısı. Bu vaziyet doğal olarak dünyadaki farklı güç merkezlerinin ilgisini çekiyor ve onları da çeşitli biçimlerde Ermenistan’daki çekişmelere dahil ediyor. Bunun nedeni kabaca ifade edersek Ermenistan’ın Rusya-NATO geriliminin kritik coğrafyalarından


Mutlak Butlan ve Devletin Arzu Mimarisi: CHP, Kürt Meselesi, Alevilik ve Türkiye’de Kontrollü Muhalefetin İnşası-Yücel Tekin
Türkiye’de siyasal alan uzun zamandır yalnızca seçimler, partiler ve anayasal kurumlar üzerinden işlemiyor. Görünen parlamenter mekanizmaların altında, çok daha derin bir yönetim mantığı çalışıyor: toplumsal arzunun yönetimi. Bu nedenle bugün Türkiye’de yaşanan siyasal krizleri yalnızca “otoriterleşme”, “hukukun çöküşü”, “tek adam rejimi” ya da “demokrasi sorunu” gibi kavramlarla açıklamak giderek yetersizleşiyor. Çünkü devlet artık yalnızca baskı aygıtlarıyla çalışan bir yap


Bolivya: İsyan ve Doğrudan Demokrasi-- Aykan Sever
Evet Bolivya'da bir isyan var. Bu yeni başlamadı. Sağcı Devlet başkanı Rodrigo Paz altı ay kadar önce koltuğa oturdu. Ondan önce yirmi yıl eksikleri ve yanlışları olsa da yerli halklara yani ülkenin çoğunluğuna insan olduğu hatırlatan, insanca yaşamanın onurunu yeniden kazandıran sol bir yönetim vardı. Örneğin Luis Arce hükümeti sırasında Kültür, Sömürgesizleştirme ve Ataerkillikten Arındırma Bakanlığı (Ministerio de Culturas, Descolonización y Despatriarcalización) bile kuru


Bir Praksis Olarak Demokrasi...--Mustafa Mehmet Kapıkıran
Demokrasi üzerine düşünürken insanın aklına hep aynı görüntüler geliyor: sandıklar, partiler, liderler, seçim geceleri, iktidar kavgaları… Sanki mesele salt olarak devletin kim tarafından yönetileceğinden ibaretmiş gibi. Zamanla insan başka şeyleri fark etmeye başlıyor. Daha küçük gibi duran ama çok daha derin yerlerde biriken şeyleri… Demokrasi gerçekten parlamentoda mı başlıyor, yoksa insanların birbirine her temas edişinde mi? Mesele yalnızca siyâsal sistemlerle ilgili ola


Prosfygika’da Ölüm Orucunun 100. Günü Vesilesiyle: Prosfygika’dan EAM-ELAS’a Anadolu Mültecileri, Yunan Komünist Hareketi ve Devrimci Arzunun Dolaşımı--Yücel Tekin
Bugün Atina’daki Prosfygika’da (Προσφυγικά / “Mülteci Evleri”) yaşanan açlık grevleri, ölüm oruçları ve tahliye karşıtı direniş, yalnızca güncel bir barınma mücadelesi değildir. Bu alan, yaklaşık yüz yıllık bir mültecilik, yersizyurtsuzlaşma, anti-faşist direniş, kolektif özsavunma ve devrimci hafıza tarihinin düğümlendiği tarihsel bir yoğunlaşma noktasıdır. Alexandras Bulvarı üzerindeki Prosfygika blokları, 1933–1935 yılları arasında Anadolu’dan gelen Rum mübadiller için inş


Kendi üzerine düşünmeyi unutmak -- Aykan Sever
Fotoğraf Meksikalı yazar Juan Rulfo'nun (1917-1986) çektiklerinden. Rulfo sadece Pedro Páramo kitabının yazarı değil aynı zamanda iyi fotoğrafçıydı. Devam etmekte olan postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşı GÜÇ dini etrafında kendini tahkim ederken insanlığı ve doğayı her geçen gün kanlı bir çukura doğru itiyor, adeta umutsuzluğa mahkûm ediyor. İnsanlar, özellikle orta sınıflar, bu koşullarda mevcut hâli ve gidişatı normalleştirerek kabulleniyorlar. İtiraz edenlere ka


Pazartesinin Ritmi: Arzunun Ele Geçirilmesi ve Yenilginin Zamansallığı-- Yücel Tekin
Turgut Uyar bir dizesinde şöyle yazar: “yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi” Belki de Türkiye’nin modern politik tarihini anlamak açısından en ağır cümlelerden biridir bu. Çünkü bu ülkede yenilgi çoğu zaman yalnız polis şiddetiyle, darbelerle, işkenceyle ya da mahkemelerle başlamadı. Yenilgi, insanların kendi hayat ritimlerine geri döndüğü yerde başladı. Alarmın yeniden kurulduğu, vardiyaların yeniden başladığı, gündelik hayatın tekrar “normal” ilan edildiği yerde. Ama ay


Kültürel Hegemonyanın Dijital Fabrikası: Gramsci’nin Gözlüğünden Türkiye-- Çağrı Kurnaz
Dijital platformlar, günümüzde sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda Gramsci’nin “entelektüel ve ahlaki liderlik” olarak tanımladığı hegemonya sürecinin en gelişkin aygıtlarına dönüşmüştür. Gramsci’nin Hapishane Defterleri’nde tasvir ettiği okullar, kiliseler ve gazetelerin işlevini bugün algoritmalar, filtre balonları, influencerlar ve veri madenciliği üstlenmektedir. Türkiye, günde ortalama 7 saat 13 dakikayı aşan internet kullanımı ve 62,3 milyonu bulan aktif sos


Güney Kafkasya'da Hegemonik Çekişmeler--Gevorg Galtakyan-Aykan Sever
9 Mayıs post-Sovyet alandaki halklar için 2. Dünya Savaşı’nda faşizme karşı “Zafer Günü” olarak kutlanırken şu an hibrit şekilde yürüyen bir 3. Dünya Savaşını da görmezden gelemeyiz. Jeopolitik vaziyet her geçen gün daha karmaşık bir hal alıyor ve Güney Kafkasya bu global satrancın en kritik noktalarından biri olmaya devam ediyor. Türkiye-Ermenistan sınırı NATO-Rusya çekişmesinin kendini gösterdiği coğrafyalardan biri aynı zamanda hem de iki yakın komşu ve iki uzak halk olan


ODTÜ Provokasyonu ve Türkiye’de Faşist Hareketin Güncel Karakteri Üzerine -- Yücel Tekin
Türkiye’de son dönemde yaşanan siyasal gerilimler yalnızca gündelik politik çatışmalar olarak değil, aynı zamanda yeni bir otoriter-milliyetçi mobilizasyon biçiminin toplumsal karakteri açısından da tartışılmayı hak ediyor. Özellikle Zafer Partisi çevresinde şekillenen siyasal hattın son aylarda üniversitelerde, sokakta ve dijital alanda görünür hale gelen müdahaleleri, Türkiye’de faşist hareketlerin güncel karakteri üzerine yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor. Bu tartışmayı ya


Gramsci ve Marx’ın Kesişen Işığında Dijital Hegemonyanın Eleştirisi -- Çağrı Kurnaz
(İlk Metnin Doğrudan Devamı – İkinci Metin) Giriş: İki Dev Teorisyen, Tek Bir Mücadele İlk metinde, Antonio Gramsci’nin Hapishane Defterleri’nden yola çıkarak, dijital çağda hegemonya aygıtlarının nasıl dönüştüğünü, üretim ilişkilerinin platform kapitalizmiyle birlikte geçirdiği değişimi ve solun bu karşısındaki teorik kör noktalarını teşhis etmiştik. Metnin sonunda vardığımız sonuç, Gramsci’nin “iyimser irade, kötümser akıl” çağrısını dijital çağa uyarlamaktı: Dijital ta


Gramsci ve Hegemonya: Dijital Çağda Üretim İlişkileri, Sosyal Ağlar ve Solun Kendine Hesabı-- Çağrı Kurnaz
Antonio Gramsci’nin Hapishane Defterleri’nde şekillendirdiği hegemonya teorisi, yalnızca bir iktidar çözümlemesi değil, aynı zamanda solun en kadim sorularına verilmiş en yanıtlayıcı çağrılardan biridir: İktidar sadece devleti ele geçirmekle mi kazanılır? Egemen sınıf, polis ve ordunun ötesinde hangi araçlarla varlığını sürdürür? İnsanlar neden kendi sömürüldükleri düzeni meşru görür? Gramsci’nin cevabı, sivil toplum kurumları –okullar, kiliseler, medya, sendikalar, aile– ara


Köz ile Filiz Arasında: Arzu ve İhtimâller... -- Mustafa Mehmet Kapıkıran
Hıdrellez, takvimlerin kenarına iliştirilmiş bir bahar notu olmaktan ziyade, zamanın iki farklı yüzünün birbirine değdiği eşikte duran bir ânı andırır. Bir yanda doğanın kendini yeniden kurduğu, toprağın içinden filizlerin sabırla yüzeye yürüdüğü bir devinim; öte yanda insanın bu devinime anlam verme, onu ritüelleştirme ve kendi iç dünyasında bir yeniden doğuşa tercüme etme arzusu… Bu çift katmanlı yapı, Hıdrellez’i yalnızca folklorik bir gelenek olmaktan çıkarır; onu, insanl
bottom of page